Tecvid nedir?

Tecvid, cevdetten kinaye bir şeyi güzel ve kusursuz yapmak anlamına gelir.

Kur’anda tecvid ise Kur’anın Arapça imla kurallarına göre usulüne uygun, güzel ve mükemmel bir biçimde okumak ilmidir; çünkü Kur’an sözlü anlatım üslubu olarak tecvidlidir. Kur’an tecvidli üslubu sebebi ile muhatabı olan insanların ve cinlerin duygulanımlarına sebep vererek dinleyicisini sakinleştiren ve böylece dikkatlerini anlatılmak istenen konuda toparlayan anlatım diline sahiptir. Kur’an tecvidli okunuş üslubu ile insanı sakinleştiren ve sakinleştirmesi sonucu okuyan ve dinleyenlerin imanları ölçüsünde insanların ulvi melekelerini güçlendirmelerini de sağlar.

Bu sebepten Kur’anın zikir ve virdlerde arapça okunması efdaldir. Lakin Kur’an’ı fikir edinmek için okuyanın ana dilinde okuması şarttır. Kişinin Kur’anı Arapça dışında ana dilinde fikir etmesi ile zikir ve vird edinmesi de; kişi ihlaslı ise eğer makbul ve efdaldir. Ama bu Kur’an’ın arapça okunuşu ile kıyaslanmamalıdır. Çünkü arapça Kur’an ruhunun manevi düzeyde biçimleniş dilidir.

Kur’an dilinin şiirsel düzeyde oluşu sebebiyle, Kur’an ahlakı üzeri yaşayan erenlerin, Kur’anın dil üslubunun sahibi olan Hakk Teâla’aya yakinlik bulmaları sonucunda Hakk Teâla’nın nuruyla tecelli etmesinden dolayı ilm-i ledünundan doğuşatla beslenişleri de şiirsel bir biçimde gerçekleşir.

Bu evliyaullahın keşfe dayalı ferasetinin gelişmesi için, varlık-bilimsel bir eğitim biçimidir. Hem doğuşat sahibi hem de doğuşattan nasibi olan taliplerin doğuşattan gelen feyz ile nasiplenişleri olur.

Lakin bu anlatımdan, Hakk erenlerinin hepsinin şiirsel üslupla doğuşat sahibi oldukları anlaşılmaması gerekir. Çünkü doğuşat Hakk’ın nuru ile melâike tecellisinde bulunuşuyla, Hakk erenlerinin, hâli olarak sohbetlerinde ve yazım çalışmalarındaki füyuzat akışında da gerçekleşir.

Şiirsel dil, ilkeselliğin kişiye özgü özellikler üzerinden anlatımıyla özgünleşmesinin aracısıdır. Bu sebepten dolayı Hakk Teâla, Kur’andaki şiirsel tecvidli üslup ile insanlara varlığına karşı iman aşılar. Hz. Ömer’in Kur’an dinlemesi üzerine müslüman oluşunu buna örnek göstermek yerinde olur.

Bu sebepten dolayı, Kur’anın usulünce okunması imanın artmasına ve imanımızda tazelenmeye sebeptir de. Ve Kur’an okunan yerde melekler Hakk’ı dinlemenin hâli üzeri hazır olurlar; okuyan ve dinleyenlere füyuzatlarından nasip edilir.

Erenlerin, doğuşatları sonucu gerçekleşen manzumeler ile zevkleri doğrultusunda söylevde bulundukları manzumeler bir birlerine karıştırılmamalıdırlar; çünkü doğuşatlar feyz-i akdes olarak kaynağından besleniştir, zevkler üzeri manzumeler ise zevkteki kıyaslar üzeri zanni biçimlenebilirler. Tasavvuf tarihinde doğuşat olduğu söylenen lakin zevki doğaçlamalar olan, ilahiyat sebebiyle mesafeli olmamız gereken bir çok manzume vardır.

Doğuşatlarda ise mertebe seyrinde bulunan erenin, seyir ettiği mertebenin hâl ve makam tecellilerine göre ilahi nurun etkisi altında doğaçlamalarda bulunması söz konusudur. Bu hadise erenlerin sohbet ve yazım çalışmalarında da geçerlidir.

Lakin mühim olan şiirsel eğitim sonucu keşf ile bilmenin dışında mutlak varlık olan Hakk’ın varlık bilgisi üzeri O’nun sünnet ve ahlak yasaları ile aklın hakkını da vermiş olarak O’nu bilmektir. Bu da Kur’anın akla hitab edişinin hakkını vererek Hakk’ı imanla kalben kabulde bulunarak, aklen ise mantığın sonucu olarak O’nu, tevhid akidesi doğrultusunda bilmekle kalben ve aklen mutmain oluşumuzun gerekliğindendir.

Belki geçen zamanlarda erenler vesveseden, kalben mutmain oluşları ile uzaktılar; ama bu zamanlarda vesveseden uzak olmak kalben ve aklen mutmain olmak ile mümkündür. Bu bağlamda sünnetullahın gereği olarak aklen kâinatı tanıyarak, ahlakullahın gereği olarak da insanlığımızın nedenselliği doğrultusunda insanlığımızı bilerek kalben ve kalbin bir ciheti olan aklen, hikmet üzeri mutmain olarak yaşayabiliriz.

Başka bir deyişle halk tarafı cihetimizle mekaniği, Hakk tarafı cihetimizle ise maneviyatı iyi bilerek, Hakk’ın varlığından emin kalben mutmain bir biçimde O’nu bilerek O’na hizmet edişimiz doğrultusunda insanlığımızı hakiki mânada yaşayabiliriz.

Sözlük

Sidret-ül Müntehâ

Yedinci gök katında kevni âlemlerin son perdesine sidret-ül müntehâ denir. Muhabbet ve böylesi zikir, ağız tecellisi olan sidret-ül müntehâdaki Hakk tecellisin...

Sidret-ül Müntehâ nedir?
Sözlük

Gaybet

Sekrin fazlalığı, muhabbetin fazlalığındandır. Sekr hâlinde bulunan salikin ya sekrin cûşlarında ya da müşahede cezbesinde iken eşyanın kendisinden gayb oluşu, ...

Gaybet nedir?
Sözlük

Musibet

Belâ, felaket, hastalık, dert mânasına gelen musibet, bedenen ve aklen yaşamımızı zorlaştıran nefsimizin hevalarını kıran, nefsimizin karşı karşıya kaldığı zorl...

Musibet nedir?
Sözlük

Seyr-ü Sefer

Cihad-ı ekberde kulun bir taraftan masivadaki nefsi ile mücadelesi bir taraftan da Hakk’a kavuşmanın ibadet mücahedesi ile tecelli ve zuhurda tevhidin müşahede ...

Seyr-ü Sefer nedir?
Sözlük

Murakabe

Rü’yet dilinde murakabe, daha önce murakabeyi anlamlandırdığımızın dışında bedenin uyanık, üst bilincin ise uyku ile uyanıklık arası bir hâlde olması üzerinden ...

Murakabe nedir?
Sözlük

Rabıta

Ribattan kinaye rabıta bağlılık ve yakinlikte bağ kurmak anlamını taşır. Sufi dilinde rabıta iman, Hakk’a tefekkür ve tevekkül etmek ve ilahi aşkta bulunmaktır...

Rabıta nedir?
Sözlük

Mesih

Mesih, bir şey üzerinden el yürüterek mesh eden, bir şeyden bulunduğu durumu gideren anlamına gelir. Hz. İsa’nın mesih oluşu ise: 1) Eşyanın tabiatına Allah’ın...

Mesih nedir?
Sözlük

Ferid-ün Efrad

Ferid benzeri olmayan, yekta, tek anlamlarına gelse de ferid Hakk şahsının yekliği ve benzersizliğinden kinaye ahadiyet içkinliğinde Hakk şahsı için kullanılır....

Ferid-ün Efrad nedir?
Sözlük

Rububiyet

Hakk Teâlâ’nın melâike tecellisi ile halk ettiklerini muhabbet sıfatları olan rabb, mevla, mürebbi, afv, adalet vb sıfatları ile ikame, idare ve idame edişine r...

Rububiyet nedir?
Sözlük

Bekâ Seyri

Bekâ seyrinde ise kul, kulluk perdesinin örtüsünden soyunmuş olarak marifetullah üzeri Hakk’ı hakkınca esma-i hassı üzeri yaşayandır. Ehlince bekâ seyri ilahi a...

Bekâ Seyri nedir?