Nebi nedir?

Nebi, nebe yani haberden kinaye ile haber veren veya getirene denir.

Hakk’ın insanlığı kendisine davet etmesi lütfunda, uluhiyetine ve rububiyetine mazhar ettiği ve böylece ulvi sıfatların, melâike açılımı üzeri yaşamı ile ahlakında tesilcisi olanlara nebi denir. Nebi insanlığın içinde, insanlara insan olarak ahlakında hak ve velayetinde ise Hakk aynası olan insana denir. Nebiliğin sebebi olan şart ikidir. 1) Hakk bir şeyi nede sonlandırırsa ondan tekamüle devam ettirir, 2) Bir olguyu tinsel ve fiziksel olarak, değişmezleri düzeyinde kendisine gösterecek yine o şeyin kendisi; değişmezlerine ve tekamülüne sebep verecek değişimlere, değişmezleri olarak sahip olan bir olgu ile mümkün olmasındandır.

Bu iki sünnetullah sebebi ile nebiler insan olmak zorundadırlar. Eğer melek veya cin olsalarda insan melek veya cinliğe devinecek lakin insanlığını görüp insanlığına devinemeyecekti.

Hakk Teâlâ bütün mertebe, hâl ve makamları küre-i arzda insanda meşrebler olarak karakterize etmesi sebebiyle, yukarıda anlatılan sünnetullahtan dolayı insanı, tekamülüne sebep verecek insanlar ile kendisine davet etmiş ve kendisine yükseltmiştir. Bu Hakk’ın insanı, tekamül seyrinde kendisine yükseltmesi ahlakında bulunuşudur.

Nebiler, bağlı oldukları ilahi sıfatın temsilcisi olarak yaşamlarında insanı Hakk’a davet etmiş ve yetiştirmişlerdir. Yani ulvi insanlık hâlleri ile insana insanlığı göstermiş ve insanlığa evrilmeleri ile insanlıklarına yetişmelerine sebeptirler.

Nebiye çoğul olarak enbiya denir. Enbiya meşreb olarak bağlı oldukları Hakk’ın melâike tavrı sonucu var olan bir ulvi meleğin veya meleklerin ulvi sıfatlarını melekeleri olarak halkiyetlerinde bulurlar. Bu söylevden, enbiyanın sadece bir meleğin varlığı ile varolduğu anlaşılmamalıdır. Her insan gibi enbiya da meleklerin ulviyetine meşreb olarak cem’dir. Yukarıdaki söylevden, enbiyanın velayet bulduğu melâike tavrında bir veya bir kaç meleğin velayet-i kübra denilen Hakk ile yakinlikleri ile alakadar oldukları anlaşılmalıdır.

Mesela Hz. Adem meşreb olarak Hz. Mikail’den etkilenir. Lakin Hz. Azrail’in velayetinden de beslenir. Hz. İbrahim, Hz. İsrafil’den etkilenir, Hz. Cebrail’in velayetinden beslenir. Hz. Musa, Hz. Azrail’den etkilenir, Hz. İsrafil’in velayetinden beslenir. Hz. İsa, Hz. Cebrail’den etkilenir, Hz. Cebrail’in velayetinden beslenir. Hz. Muhammed ise beşeriyetinde dört büyük melâikeden de etkilenir. Mucizedeki yakinlik tarafı ile Hz. İsrafil’in velayetinden, yaşamında halk ile ilişkilerinde Hz. Mikail’in velayetinden etkilenir. Mucizeler, muhabbet ve merhamet tarafı ile Hz. İsrafil’in ve Hz. Azrail’in velayetinden beslenir. Mâna tarafı ile de Hz. Cebrail’in velayetinden beslenir.

Enbiya, anlatılanın dışında insanı Hakk’a yükseltecek ulvi hâllerin kutup olarak ilk temsilcileridir. Mesela Hz. Adem akıl, iman, hayâ ve masumiyetin; Hz. Şid mahsumiyetin; Hz. Şid korkunun ve ulvi hâllere yükselişin; Hz. Nuh aşkın, bedeni olan keyfiyetlerden arınışın; Hz. İbrahim fetalığın, tefekkürün ve teslimiyetin; Hz. İsmail zati tecellinin; Hz. İsak suretler üzerinden düşünme, değerlendirmelerde bulunmanın; Hz. Yakup suretler üzerinden Hakk’ın muradını bilme, kader ve kaza bilgisine vakıf olmanın; Hz. Musa ilkeli yaşamın ve ilkeler doğrultusunda cebr kuvveti sergilemenin, sıddikıyetin; Hz. İsa Hakk’ın kelimesi olan mânayı insanın kendisinde buluşunun; Hz. Yusuf zekanın ve hadiseleri yorumlama ve değerlendirme yetisinin; Hz. Süleyman olay ve olgulardaki ilahi iradeyi hikmet düzeyinde görüşün ve olay ve olguları tasarruf kuvveti ile kullanışın; Hz. Muhammed ise insanın insanlık sıfatlarının (beden, akıl, nefs, ruh) merhamet üzeri hakkını vererek sulha ermenin ve bu doğrultuda zati tecelli üzeri ferdi hikmette bulunmanın kutup olarak ereğinde temsilcisileridir.

“Anlatılan hâller daha önce insanlıkta yok muydu?” diye sorulursa eğer; her insan bu sıfatların cem’inde halk edilmiştir. Lakin insan bu potansiyel hâllerini asli tavır kaynakları ile (erekte) ne kadar yaşamış ise, nebi karakterinden o kadar beslenmiştir.

Geçmişte bir insanın kendi devrinden sonra gelecek nebilerin kutup olarak temsilcisi olduğu sıfattan, mevcudiyetinin cem’iyetinde bulunduğu için manen beslenerek yaşaması da mümkündür.

Zaten seyr-ü seferde insanlığın karakteri olan nebi hâlleri hatm-i meratip edilir. Bu bağlamda insan, insanlığın ve insanlığın Hakk’a yükselmesinin hâllerini doğası olarak kendisinde bulan ve bağlı olduğu nebi meşrebi üzeri yaşamasıyla Hakk’a yükselendir.

Her nebi, Hakk’ın nurani tecellisi ile bağlı olduğu ulvi sıfat doğrultusunda Hakk’a yakinliği ile veli, veliliğin ulvi bilgisiyle de kâli (sözü) ve ahlakı ile Hakk’a davette olarak nebidir.

Nebilik mertebelerinde altmış altı tane baba diye de tabir edebileceğimiz Hakk’a yükselme mertebelerinin merkez kutbu olan nebiler vardır. Buna örnek olarak:

Hz. Adem: halk âleminin toparlanışı düzeyinde beden üzerinden Hakk’a yükselişin,

Hz. Şid, Hz. İdris: sezgi melekesi üzerinden Hakk’a yükselişin,

Hz. İdris, Hz. Nuh: duygu melekeleri üzerinden Hakk’a yükselişin,

Hz. İbrahim: tefekkür melekesi üzerinden Hakk’a yükselişin,

Hz. İsmail: tevekkül sebebiyle gerçekleşen zati tecelli üzerinden Hakk’a yükselişin,

Hz. Yusuf: bireysel olarak vicdan üzerinden Hakk’a karşı sorumluluk sahibi olarak ve ayrıca ferasette Hakk’a yükselişin,

Hz. Musa: sıddikıyet üzeri emir ve yasakların uygulanışı hizmeti üzeri Hakk’a yükselişin,

Hz. Süleyman: tasarruf kudreti ile saltanat sıfatında Hakk’a yükselişin ve hikmet üzeri Hakk’ı ile görüşün,

Hz. İsa: mâna melekesi üzeri hak ve hakikat bilgisi üzeri Hakk’a yükselişin,

Hz. Muhammed Mustafa: ferdi hikmette ahlak-ı hamid üzeri Hakk’a yükselişin kutuplarıdır.

Bu anlam doğrultusunda peygamberler, insanlığın Hakk Teâlaya yükselişinin miraç ve ciraç basamaklarılardır.

Sözlük

İ’tikâf

İ’tikâf, sufilerin yalnız kalacakları her hangi bir yerde riyazat ile Kur’an okumasına, zikir etmesine ve farzları dahilinde diğer nafile ibadetlerde bulunmasın...

İ’tikâf nedir?
Sözlük

İcad

İcad mevcuda getirme, bir şey oluşturma sonucunda meydana getirme anlamlarına gelir. Ehlince icad, Hakk Teâla’nın zatı ile sıfat ve esma tavırlarını ve bu tavı...

İcad nedir?
Sözlük

İbn-i Vakt

Zamanın çocuğu anlamına gelen ibn-i vakt, zamanın kaideleri ile belirlenimlerde bulunan salikin hâlidir. ...

İbn-i Vakt nedir?
Sözlük

Sufi

Yünden elbise giyen derviş kişiye sufi denir. Lakin yünden elbise kalın ve koruyucu olması remziyeti ile çağdaş sufilerin, dünyada zühd ile korunmaya ve şöhrett...

Sufi nedir?
Sözlük

Sitem

Sitem her şeyi Hakk’tan bilen salikin, Hakk’tan geldiğinin imanı ile karşılaştığı imtahanlardaki müsibet ve belalara karşı yakarma ve yalvarma ile Hakk’a rücu h...

Sitem nedir?
Sözlük

Harf, Kelime, Cümle, Kelam

Harf ağızdan çıkan her bir sese ait sese verilen yazı ile de çizgilerle biçimlendirilen işaretlere denir. Harflerin çoğulu huruftur. Kelam bir mânayı ifade ede...

Harf, Kelime, Cümle, Kelam nedir?
Sözlük

Sahv

Sahv, ayılma, ayıklık ve uyanıklık anlamlarını taşır. Kimi sufiler için sahv, gaybetten sonra algıya geliş anlamına gelse de kimi sufiler için de sufinin müşah...

Sahv nedir?
Sözlük

Feda-i Nefs

Kulun mümin olarak ben merkeziyetçi doğrultuda menfaatçi olmadan Hakk için, O’nun dini ve O’nun sevdiği mümin kardeşleri için kendi nefsinin heva ve zannlarında...

Feda-i Nefs nedir?
Sözlük

Yakinlikte Müşahede Mertebeleri

Yakinlikte müşahede bulma seyri mümin bir kul için ilm-el yakin ile iman-ı gaybide başlar; ayn-el yakin ve hak-el yakin olarak iman-ı şuhudide devam eder. 1) İl...

Yakinlikte Müşahede Mertebeleri nedir?
Sözlük

Nefs

Nefs, zat kavramı gibi şahıs anlamında kullanılsa da Zat’ın iradeye içkin tavır üzerinden fail olduğu şahsi durumunu anlatır. Şahıs olarak zat kendinde varlıktı...

Nefs nedir?