Fenâ Mertebeleri nedir?

Fenâ, yokluk, yok olma mânasına gelir.

Evliyaullaha göre fenâ seyirleri kulun günah ve masiva hâllerinde fenâ bulması ve Allah’ın ahlakı ile ahlaklanma seyrleridir. Fenâ seyrinde kul, iki manevi derdinde yokluk bulma derdindedir. Bunlar 1) kulun günah ve masivadan fenâya ermesi, 2) kulun kendi mevcudiyetinde Hakk’a kendine layık görmediğinden dolayı ayrıca kulluğunda Hakk’a hep ikilik perdesinden nazar ettiğinden dolayı kâmil bir vuslata eremediğinden sebep fenâsını murad etmesi dertleridir.

Fenâ seyri aşk ve muhabbet seyridir. Salik aşk ve muhabbeti şiddetince edindiği gayret, mücadele ve mücahede çalışmalarının neticesinde manevi dertlerinde fenâ bulur. Aşkı ve muhabbeti bulunmayanların fenâ mertebeleri seyrinden zevk alması beklenemez.

Fenâ seyirlerinde salik, mertebeleri ayrı ayrı metodlarla yaşamaktan daha çok muhabbetle gelen bir yaşam doğaçlaması ile bütünsel yaşar. Yani salik Hakk’a muhabbeti sonucu terk-i dünyada bulurken tevhid-i ef’alde ve fenâ-fil şeyhde, ilman yakin mertebe hâllerinde yaşar. Diğer seyirleri de bu bağlamda düşünmek gerekir.

Fenâ seyri başlangıcı ve devamlılığı ile Hakk’a aşk ve muhabbette olması, süreçte takvada bulunması, sonuçta ise kulun fenâ bulduğu duruma göre Hakk’a vasıl olması seyridir. Ve kul her fenâ seyrinde kulluk perdesinde vasil olur. Genel anlamda fenâ seyrini kavramsal olarak betimlersek, fenâ seyri kulun müşahede ve ahlak bulduğu seyirdir. çünkü kul fenâ bulduğu hâl üzeri ya müşahedede ya da ilahi ahlak üzeri ahlakta bulur.

Bu sebepten dolayı fenâ seyrinin sonunda kulun mevcudiyetinin, bedeninde fenâ (yokluk) bulması değil, kulun huy ve ahlakında ilahi ahlak tavırlarına devinimi ile değişimi ve dönüşümü gerçekleşir. Kul manevi dertlerine böylece çare bulmuş olur. Aslında bu seyir kulun takvada haklar üzeri yaşamasıdır. Yani kulun varolduğu ve yaşadığı her türlü mertebenin hakkını vermesidir. Bu bağlamda tasavvuf kulun Hakk’a varım ilkesi kıyasında nefs, beden, akıl ve ruhun varoluş haklarını vermesi seyridir.

Bedenin hakkı helalinden ve güzelinden, öçüsünce yemek, içmek, uyumak, konuşmak ve edebince giyinmektir. Nefsin hakkı, Hakk’ın irade-i külliyesi doğrultusunda heva ve keyfiyetten soyunup Hakk Teâlâ’ya hizmette (ibadetler) kul olabilmesidir.

Aklın hakkı, zanlar ve vesveselerde kalmadan, tefekkürde Hakk’ı hakikat bilgisi üzeri bilmek ve O’nu sıfat, esma ve ayetlerde müşahede etmektir.

Ruhun hakkı ise beden, nefs ve aklın haklarının ibadetler düzeyinde verilmesi ile asıl olan nurun tecellisi sonucu Hakk Teâlâ ile hem-hâl olmasıdır (bekâ seyri). Kul fenâ mertebelerinde seyir ederken nefsine muhalefet etmeyi, kul ve abd makamlarını ahlak edinene kadar devam etmelidir.

Daha önceki sayfalarda anlatılanlar doğrultusunda belirtmek gerekir ki insan, Allah’ın (cc) Hakk ve halk kudret eli ile yaratıldığından dolayı ve mevcudiyeti kendine ait olmadığı için kendi ile varlık bulmayan olarak ademdir (yokluk). Böylesi ademiyet sebebi ile fenâ seyrinden murad edilen, kulun Hakk’ın nuru ile şuurlanarak edindiği hakilkat bilgisi doğrultusunda yaşamında ilahi ahlakı bulmasıdır.

Yani tasavvuf, Hakk ile şuurlanma ve ahlak bulma yoludur. Bu da kulun Hakk’ın bahşettiği mevcudiyetini şükür ve tevekkülde, O’ndan olduğunun bilinci ile adanmışlıkta O’na ısmarlaması ile mümkündür. Hakk’a kendini feda-i canda ve feda-i nefste adak etmeyen, kâmil bir biçimde Hakk’a vuslat edemez.

Anlatılanlar doğrultusunda yokluk anlamlandırarak fenâ mertebe seyirlerini irdelersek,

Yokluk

Yokluk, olmayan anlamına gelir.

Tasavvuf ehli ise adem kavramı ile yokluğu anlamlandırır. Bu kavram genel anlamda varlığını kendi ile bulamayan mevcud mümkinatlar için kullanılır. Yokluk kavramı Hakk varlığının mutlak sonsuz, ahad, kuşatıcı, ezeli ve ebedi olması sıfatları bağlamında Hakk için kullanılmaz. Tasavvufta Hakk’ın varlığına kıyasen yokluk yoktur görüşü ilkesel düzeyde temel bir düşünce prensibi olarak biçimlenir.

Yokluktan hareket ile varlıkta Hakk varlığının nurani kuşatıcışığı sebebi ile boşluk da yoktur görüşünü hususen de belirtmek gerekir. Anlatılan bağlamlarda yoktan var ediş söyleminden ise yokluktan var ediş değiş yok iken halk edilmeleri ile mümkinlerin tezahüre gelişi kasdedilir.

Terk Mertebeleri

1) Terk-i dava, Hakk’a örten her türlü zann ve vesveseden ibaret olan itikatleri bırakmaya denir,

2) Terk-i dünya, zühd, riyazat, itikâf ile ayrıca manen dünyalığa kalben değer vermeden tamah, hırs, hased vb hâllerden kurtulmaya denir,

3) Terk-i ukba, kulun geleceğe dair beklenti ve kaygılarını bırakmasına ve seyr-ü seferde tecelli-i berkilerle gelen cennet nimetleri olan kerametlere itibar etmemesine ve şımarmamasına denir. Ayrıca kulun ispat hâlinde iken, Allah rızası için fiillerde bulunması ve ahiret beklentisinde olmaması durumuna da denir.

4) Terk-i terk, Salikin nefsinin kulluk ve abidyet mertebelerine yetişmesi sonucu bu mertebelerin salikin makam mertebeleri olması ile ahlakta terk edecek bir şeyi kalmaması sebebi ile terk etmeyi terk ettiği duruma denir. Bu fenâ mertebelerinde terk-i terktir.

Lakin kulun kulluğundan feragat edişiyle tecelli eden Hakk’ın ulvi sıfatlarıyla varlık bulması sonucunda varlık bulduğu ulvi hâller üzeri Hakk ile varlık bulması sebebiyle kulluk perdesini Hakk’la arasından kaldırılması sonucunda terk edecek bir mertebe hâlinin kalmaması üzeri terk etmeyi terk etmesine terk-i terk denir. Bu da bekâ mertebelerinde terk-i terk seyridir.

Terk seyri tevekkül seyridir. Kulun tevekkülü üzeri zühd ve takva sonucu fakr makamına yetişmesi seyridir.

Seyr-i Fillah Mertebeleri

Talibin kâmil bir pire biatıyla beraber ona olan muhabbeti ve samimiyetle hizmeti sonucunda erdiği fenâ-fil şeyh, fenâ-fil resul ve fenâ-fillah mertebeleri seyr-i fillah seyirleridir.

Bu mertebe seyirlerinde talip, pirinin Hakk ile alakadarlığı kadar irşad ve hâl bulur. Piri resul makamında ve bekâ mertebeleri seyrinde bulunmuyorsa eğer talip, bu makam ve mertebelerin seyrinde olan bir pire intisabı sonucu bu mertebelerde zevk eder.

Bu mertebe seyri, talibin pirine olan muhabbeti sonucu telepatik bir durumda pirinin manevi hâllerinden beslenerek hâl buluş seyridir. Yani pirin hâllerini kendi üzerine çekerek transfer eder. Aslında ise bu pirin tasarrufu altında gerçekleşir.

Bu seyirde Talibin kemâlatı, pirinin hâllerinde kâmil olması sebebi ile, pirinin gözünden, elinden, yanından, gönlünden onun muhabbetinden beslenmesi ile gerçekleşir. Talip bu seyirde istidadınca, muhabbette pirin nazarında bulunduğu kadar nasiplenir.

1) Fenâ fil-şeyh, talibin muhabbetteki rabıta ile telepatide bulunduğu pirinin meleke hâllerinden onun nazarı altında bulunurken, onun melekelerinin kendisinde istidadı kadar oranlarda belirmesi sonucunda piri ile hem-hâl olduğu mertebeye denir.

2) Fenâ fil-resul, talibin pirinin ya bağlı olduğu resullük mertebesi ya da varsa eğer kendisinin bulunduğu resullük mertebesinin makam hâllerinden beslenişi sonucu bulunduğu resullük mertebesini kendinde hem-hâl olarak yaşadığı seyire denir.

3) Fenâ fillah, talibin pirine ve Hakk’a olan muhabbeti sonucu pirinin zevki üzerinden Hakk’ın varlık seyri ahlakında fenâ bularak Hakk ile dem bulduğu, Hakk’ın tavırları ile hem-hâl olduğu seyire denir.

İlahi aşka tutulan, şeyhini bulursa eğer kendinde fenâ bulur, resulü bulursa eğer şeyhinden fenâ bulur, Allah’ı bulursa eğer resulden fenâ bulur . Bekâda Hakk’ı bulursa eğer varlığı kahır olur. Hakk ondan ulvi sıfatları ile kendine varlık verir. Salik, bu seyiri bir mürşid-i kâmilde yaşar ise yolu sarpa sarmadan, fazla zahmet çekmeden Hakk’a, kendinde vuslat eder.

Bu seyirde talip, pirinin esma-i hassı üzeri ondaki melâike yoğunluğuna göre hâl bulur. Talibin kendi esma-i hassında kemâlat bulması, esma-i hassı doğrultusunda bedendeki nur kapılarının açılışı ile melâike yoğunluğu edinişi, mevcudiyetinin kemâlatına gelmesidir.

Sözlük

Evliya

Evliya veliler, Hakk’a ermiş kullar anlamına gelir. Gerçek mânasında ise Hakk’ın kendisine hazır kıldığı üzerinde tecelli buyurduğu kuluna denir. Burada hazır ...

Evliya nedir?
Sözlük

İlim Kudret Nefesi

Veli kulundan nuru ile tecelli eden Hakk Teâlâ’nın kuluna, nurunun melâike tavrı ile verdiği, olaylara, olgulara tesir edebilme, onları değiştirebilme, başka bi...

İlim Kudret Nefesi nedir?
Sözlük

Fetâ

Genç ve delikanlı anlamlarında da kullanılan fetâ, tasavvufta mücadeleci ve mücahedeci olan, Hakk için yarışarak, Hakk için nefsinin heva, zan ve kötü huylarını...

Fetâ nedir?
Sözlük

Vakfetmek

Kulun Hakk’a kendisini adaması ve tevekkülü ile Hakk’a hizmette (ibadet) gayret, mücadele, mücahede ve cihad etmesiyle kendisini, karşılığını beklemeden Hakk’a ...

Vakfetmek nedir?
Sözlük

Sekr

Salikin Hakk’a olan muhabbetinin şiddeti kadar, Hakk’ın müşahede edilmesi sarhoşluğunda bulunuşuna sekr hâli denir. Sekir hâlinde bulunan sekire, serhoş denir....

Sekr nedir?
Sözlük

Sevap

İbadette gayretkar kulun çalışmasına karşılık ihsan edilen ilahi nimet ve lütuflardır....

Sevap nedir?
Sözlük

Perde

Kulun yaratılışı icabı kulluk örtüsünde Hakk ile arasında nurdan ve zulmetten Hakk’a örtünmesine sebep çokluk seyrinin tamamına perde denir. Perdeler kulun kull...

Perde nedir?
Sözlük

Duygu

Olgular ve olaylardaki ilişkilerimiz sonucunda sezgilenimlerimiz ve akletmelerimizle etkilenişlerimizde oluşan, tepkisel olarak bize sezgi ve akletmelerimize yö...

Duygu nedir?
Sözlük

Uzlet

Uzlet, yalnızlık, yalnız kalma anlamlarına gelir. Tasavvufta ise kulun, 1) yaşadığı dertler sonucu hüznü, 2) Hakk’a yakin gelmek isterken halktan uzaklaşma ir...

Uzlet nedir?
Sözlük

Ahlak

Ahlak, hulkiyetle alakadar olarak, varlıkların fıtratları doğrultusunda varoluşları ve varoluşlarının fıtratları doğrultusunda mevcudiyetleri oranında varoluşsa...

Ahlak nedir?