Tasavvuf Dili nedir?

Sıfat, esma ve ayetler Hakk’ı tevhid ile bilmemizin araçlarıdırlar. Tasavvuf dili ise, tevhid ile bildiğimiz Hakk’ın ayet, esma ve sıfatları üzerinden iman ile anlatıldığı, anlaşıldığı ve iman ile yaşama yönlendirmenin aracıdır. Bu bağlamda tasavvuf dili tevhidde biçimlenen imanın dillendirildiği ve Hakk’ın sıfatları üzeri dillendirildiği (zikredildiği) bir dildir.

Bu sebepten dolayı tasavvuf, imanın tevhid dilinde karakterize olduğu sezgiye, duyguya ve sonuçta da akla hitap eden bir dile sahiptir. Yani tasavvufun dili imanın dilidir. Bu yüzden tasavvufa girenler evvela imanları doğrultusunda keşfetme yöntemi ile sezgilenimde, süreçte sezgilenimlerinin tecelli-i berkisinde duygulanımda ve duygulanımın sonucunda ise O’nu bilme ve O’na yetişmenin akledişinde bulunurlar.

Tasavvuf dili şeriatte emir ve yasaklar, tarikatte mitler, hakikatte sıfat, esma ve ayetler, marifette ise üçünün birlikteliğinde hâl, mertebe ve makamları kendinde cem’ etmiştir. Bu sebepten tasavvuf dili için Kur’an dili ile bire bir örtüşen, Kur’anı hayatta yaşama dilidir de diyebiliriz. Dil açısından bu kitap söylediğimize örnektir.

İlkeye iye bütün oluşumlarda, biat etme yöntemleri ile ders görme, kişinin ilkeye iye dil edinip, yaşamının yeniden dil üzeri biçimlenmesi anlamını taşır.

Tasavvufa bu açıdan bakarsak, seyrü seferde olan kişi için tevhidin prensipleri doğrultusunda her şey Hakk’tan biliniyor ise eğer, halk için bela olan kendisi için rahmet olacaktır, halk için ölüm olan kendisi için diriliş olacaktır. Halk için bitiş olan kendisi için yeniden başlangıç olacaktır, halk için anlamsız olan Hakk ile anlamlı olacaktır. Derviş kişi için bela eşittir rahmet, rahmet eşittir Cenab’ı Hakk’ın kulunu sevişi, Cenab’ı Hakk’ın kulunu sevmesi ise O’nun lütfu olacaktır. Bu anlayışa gelen bir derviş elbette “daha yok mu?” diyerek O’nun kendisini sevmesini murad edecektir. Yalnızlık, ölüm, çaresizlik, fakirlik gelecekteki beklentilerinin olamayacağı korkuları vb maddeye dayalı korkular, derviş kulun akıl lügatinden silinecektir Korku yerine derviş kulun Cenab’ı Hakk’ın azameti karşısında heybet ve haşiyette râm oluşu söz konusu olacaktır. Bu hususiyet için pek çok örnek verilebilinir.

Erenlerin muhabbettir canın mayası” kelâmını bu hususiyette yad etmek yerinde olur. Bu durumda tasavvufta, tasavvuf öğretisi üzerinden yaşamın kendisi, muhabbetteki tasavvuf dili ile biçimlenir. Seyrü sefer eden kişinin akıl lügatinde bela rahmete dönüşür, maddiyata ait her nevi korku yerini huzur ve selamete bırakır, ölüm vuslata, bitiş yeniden başlangıca, sevgi zahmetlerdeki zevke, zahmetler huzura dönüşür iken şikayet sabır ve sükunete yerini bırakır. Ayrıca kişinin ameli, niyeti ibadeti olur; her şeyi Hakk’tan bilen kul için her şey hayıra bürünür.

Dilin kendisi insanlık tarihinin us düzeyinde dil cihetinde gelişimidir. Yani us dil ile gerçekliğini kazanır. İnsanlık tarihi dilin kültür ve medeniyet düzeyinde biçimlenişinden ibarettir. Dilin yaşama ait tarafı kültür tarafıdır, kurumsal ve yapısal tarafı ise medeniyet tarafıdır. Yani dil insanlık tarihinde kültür ve medeniyette biçimlenir. Bu da insanın ilişkide olduğu olay ve olguların tamamını kendinde dil ile dillendirmesi üzerinden evvela kendinde bütüne taşıyarak insanlığını us düzeyinde var kılışı, süreçte ise dillendirdiği olay ve olguların kendisine dil üzerinden bakışımı ile onlarla ilişkide olması ve onları bu ilişkinin sonucunda biçimlendirmesi ile gerçekleşir. İnsanlar arasındaki dillerin farklılığı meşreb olarak bağlı oldukları sıfatlar üzeri* doğa* ile olan ilişkilerinin ve inanca düzeyinde edindikleri değerlerin kültleri oluşu ve kültleri üzerinden, kültlerinin evvela kültürde biçimlenişi, kültür üzerinden de medeniyetlerinde biçimlenir. Dil için anlatılanlar doğrultusunda tasavvuf dili yaşama ait, yaşamda imâna dayanan değerler üzeri biçimlenen bir kültür dilidir.

* İnsanın bağlı olduğu meşrebler bu kitabın genel anlatımında mevcuttur. Lakin meşrebler doğrultusunda kitabdaki anlatım doğrultulyusunda belirtmek gerekir ki savaşçı doğası gereği, gezginci doğası ile göçebeliğin gereği, duysusal tarafı ile sanatçı doğası gereği inançlar tarafı ile iman doğası gereği bulunan insanların toplumsal olarak yaşantılarında dilleri de farklılık arz eder . Dillerinin de alt yapıları doğaları doğrultusunda meşrebleri üzerinden edindiği kültten sebebiyet farklılıklar arzeder. Kült ise insanların doğa ve toplumun içindeki ilişkilerinin sonucunda toplumların ortak değerlerde ortak anlayış biçimlerinde kültür ve medeniyetlerinde biçimlenen usunu belirler. Kültür ve medeniyet usun uzantısıdır dilin insan hayatında biçimlenişidir. Kültür ve medeniyetteki ilişkiler dilin biçimlenişi, kültür ve medeniyetin mevcudiyeti ise usun biçimlenişidir. Her toplumda, toplumun bağlı olduğu meşreb üzeri doğalarının gereği ilişkilerinde vurgulu, kinayeli, celalli, cemalli tavırlarda, kısa, uzun kelime ve cümlelelerden ibaret kültleri doğrultusunda gelişen konuşma biçimleri oluşur. Ayrıca belirtmek gerekir ki her toplum kült düzeyinde değerler oluşturan bireylerin fikir, görüş ve yaşam ahlakları biçiminde kültür edinirler. Bu o kültürün dili üzerinden yepyeni bir dilin kültürde biçimlenişine de sebeptir. Buna arap kültürünün aşiret dili üzerinden Kur’anın imanın dilinin HZ. Resulullah tarafından ilkesel biçimde arab dilini biçimlendirilişini örnek olarak verebiliriz.

* İnsanın hayatında biçimlenen değerlerin tamamı inancadan ibarettir. Bazı değerler madde üzerinden edinildiği için tüketilebilinen popüler değerlerdir, bazı değerler de vardır ki insanın fıtratının gereği tüketilemiyen değerler olarak insan hayatında yer edinir. Tüketilemeyen değerler üzerinden kült edinmiş insanlık kültür ve medeniyette toplumsal egonun tavırlarında bulunurlar. Tüketilen değerler ise insanın keyfiyetleri üzeri biçimlenmelerinden sebebiyet insana tinsel düzeyde bir katkıda bulunmazlar.

Sözlük

Kürsi-i Âlâ

Algı düzeyinde yerleri, kuantum düzeyinde gökleri kucaklayan insanın Hakk’ın varlık mekânı olmasına sebep veren en temel Hakk kapısı olan beynimize kürsi-i âlâ ...

Kürsi-i Âlâ nedir?
Sözlük

Garib

Gurbette olup da kimsesiz olan yabancıya garib denir. Gariblik saliğin, ruhani ve nurani tecelliler sebebi ile kabz hâllerinde iken ruhaniyeti ile bakışında bed...

Garib nedir?
Sözlük

Rücu

Yöneliş de diyebileceğimiz rücu, iman ile Hakk’a yöneliştir. Bu yöneliş bir nevi aslına dönüş olarak tövbedir. Kulun başına gelen yaşadığı her türlü olay ve ol...

Rücu nedir?
Sözlük

Hâtır

Kulun kalbinde veya rûyetinde Cebnab-ı Hakk’ın nuruyla, melâike tecellisi ile kelam edişi ve bu kelam edişinde kulunu bilgilendirişidir....

Hâtır nedir?
Sözlük

Naz

Kulun Hakk’a olan muhabbeti sebebi ile Hakk’ın tecellileri karşısında muhabbetindeki samimiyet ile aksi tavır sergilemesine naz denir. Naz, salikin kendini beğe...

Naz nedir?
Sözlük

Nübüvvetin Velayetten Üstünlüğü

“Nübüvvet mi, velayet mi üstündür?”; ya da “nebilik mi üstündür velilikmi üstündür?” tartışması tasavvuf erenleri tarafından tartışılagelen bir konudur. Bu husu...

Nübüvvetin Velayetten Üstünlüğü nedir?
Sözlük

Bereket

Bereket bolluk, çokluk anlamına gelir. Tasavvuf ehli bereket silsilesi üzeri el tutma ile silsileden gelen feyz bolluğunun pirden, pirin muhabbeti coşkunluğund...

Bereket nedir?
Sözlük

Hamd

Hamd övme anlamına gelir. Kulun Hakk’a imanı sonucu, Hakk’ı hakikatiyle bilişi ve hakikati ile bildiği Hakk’ı hakkıyla kadir kıymette yâd edişine hamd denir. ...

Hamd nedir?
Sözlük

İlim İrfan Nefesi

Veli kulundan nuru ile tecelli eden Hakk’ın nurunun melâike tavırları olarak beliren doğuşat ve muhabbet usulünde, sohbet sofrası açması ile veli kuluna verdiği...

İlim İrfan Nefesi nedir?
Sözlük

Gavs-ül Azam

Gavs-ül Azam en büyük galip, yetiştirici, himmet edici anlamına gelir. Bu velinin görevi, mâna akışı ile bütün dünya işlerinin kader ve kaza çizgisi doğrultusun...

Gavs-ül Azam nedir?