Esmâ nedir?

Esmâ isimler, adlar anlamına gelir.

Kur’anda “ister Allah ister Rahman diye çağırın, en güzel isimler O’nundur” (İsra, 110) ayetinde belirtilen isimler ve “en güzel isimler”, esmâ-ül hüsna yani güzel isimler olarak Allah’ın şahsının ulvi sıfat ve tavırlarını işaret ederler.

Allah’ın (cc) esma-ül hüsnasında isimler Allah’ın (cc) şahsını işareten tenzih ve O’nun sıfatlarını işareten teşbihde bakışım biçimleridirler. Bu da tevhidin zorunluluğudur. Bu bağlamda Hakk’ın isimleri zatının zati sıfatlarını, zatının subuti sıfatlarını, zatının uluhiyet sıfatlarını zatnın rububiyet sıfatlarını, zatının ef’al sıfatlarını ve zatını âlemlerde O’nu anlayabilmenin bağlaç sıfatlarını işareten sınıflandırılabilinirler.

Zati Sıfatları Hayy, Kayyum, Ahad, Nur, Vahid, Baki, vb

Subuti Sıfatları Hayy, Alim, Mürid, Basar, Semi, Kadir, Kelim, Halik

Uluhiyet sıfatları Kebir, Azam, Azim, Kahhir, Kahhar, vb

Rububiyet Sıfatları Rabb, Mürebbi, Mevla, Gaffar, Kerîm, Cevad, Gaffar, Afüvv, vb

Ef’al sıfatları Seri-ül hisab, Rezzak, Muiz, Muzil, vb

Bağlaç sıfatları Evvel, Ahir, Zahir, Batın, vb

Esma-ül Hüsna bizler için tevhidin prensipleri olarak müşahedenin ve tenzihte ve teşbihte yaşamımızda, yaşamımızın tinsel ilkeleridirler.

Her ne kadar yukarıda sınıflandırmış olsak da, esma Hakk’ın şahsı değil şahsının melâike tavırlarında karakterize edilmiş sıfat biçimleri yani esma Hakk’ın halk ettiği sıfat tavırlarıdır. Bu da Hakk’ın kendi sıfatalarını tavırlarda icadıdır.

Nasıl ki insan şahsında değişmezdir lakin ahlakında tavırlar icad eder, Allah (cc) da şahsının ahlak tavırlarını icad etmiştir. Bu sebepten dolayı esma Allah’ın şahsı değil Allah’ın şahsının melâike tavırları olarak kendinde adet edindiği ahlak tavırlarıdır.

Bu bağlamda esma hem Hakk’ın ahlak tavırları hem de Hakk’ın mahlukatına melâike tavırları olarak ilahlık tavırlarıdır. Bizim için esma, Hakk’ı ilahlık tavırlarındaki ahlakını müşahede etmemizin zorunluluğudur. Bu zati esma için de geçerlidir çünkü Zat sıfatlarında esmanın işaret ettiği gibi olsa da esma o sıfatlarda O’nu müşahede etmemizin halk edilmiş melâike tavırlarıdır.

Bu doğrultuda belirtmek gerekir ki sıfat ve ayet tavırları da Hakk’ın kendinde icad ettiği ahlak tavırlarıdır. Tavırda bulunan Hakk’ın şahsını, Hakk’ın tavırları ile karıştırmamak gerekir.

Esma, sıfatlar ve ayetler Hakk’ın ilahi tavırları olarak kulluk perdesindeki kula, Hakk’ın vuslat kokusu gibidirler ve en büyük hile-i rabbanidirler.

Salikler, esmalarda Hakk’ın varlık tavırlarını maddi âlemde imanları doğrultusunda fiili bir durum üzeri müşahede ederler (bu sezgisel bir bakışım düzeyidir). Bu anlatımda farklı olarak, tefekkür ve zikir ehli salikler Cenab’ı Hakk’ı esmaları üzeri maddi olarak bildiğimiz âlemde değil, manevi âlemde dalınçta bulunarak keşifte müşahede ederler ise eğer, Cenabı- Hakk’ı, her esmasının anlamı içeriğince veçhelerde varlık tavırlarında bulacaklardır.

Cenab’ı Hakk esmaları ile kavil âleminde kendini veçhelerde gösterir. Kayyumda sonsuz bir dinginlik, hayyda ise kendindeki coşkunluğu ile şuurda varlık oluşu, kadir’de kudreti üzeri veçhelerde oluşunu örnekleyebiliriz. Ve hep sanki insana benzercesine kendini veçhelendirir.

Her veçhede Hakk, dalınç sonucu olan keşifte müşahede olunur. Lakin esmalar üzeri her veçhesi ile Hakk müşahede edilse de varlık tavrı ile gerçeklikte, kulunun müşahedesi üzeri kuluna hilededir. Kul, Hakk’ın şahsını değil, O’nu esmaları üzeri veçhelerinde müşahede ettiğini bilmelidir.

Kabe, bedensel ibadette kıblemizdir. İmanımız doğrultusunda ihlas, iyi niyet, samimiyet, doğruluk ve iyilikte bulunmak, ilkesel olarak gönülde Hakk’ı hâli olarak kıble edinmemizi sağlar. Hakk’ın esmaları ise Cenab’ı Hakk’ı kalbin akıl cihetiyle akli nüktede fikirsel olarak kıble edinmemizi sağlarlar. Esmalar kendimizde Hakk’ı, kendimize dışsal biçimde, esmanın anlam içeriğince veçhelenmesi üzerine kıble edinmemizi sağlarlar. Esmalar bu ciheti ile anlam içeriğince işaret ettikleri Hakk’a yönlendirirlerken ve müşahede ettirirlerken, Hakk’ı kendimize dışsal olarak imlerler. Bizlere Hakk’ın şahsına kıyasen perdedirler. O esmalar üzerinden tavırlara bürünürken, tavrı itibari ile Hakk’tır. Lakin şahsı ile esmadan münezzeh olarak bizde, bize varlık verişi ile kendini örter. Esmalar, O’nun sadece tavırlarda sıfat dışlaşmalarıdır. Ve bizde olan Hakk’a en büyük ve en çetin perdelerdendirler. Böyle ise bizde olup da esmadan münezzeh olana varmak, esmadan soyutlanarak gerçekleştirilebilinir ki o da sadece murakabede sükun ile veya vaktte gerçekleşir.

Esmalar Hz. Allah’ın ilahlık tavırlarıdırlar. Başka bir deyişle Hakk Teâla bizlerin müşahedesi üzerinden esma tavrında olarak kendini zatı ile değil tinsel düzeyde var kılar; eş deyişle Hakkk Teâla kulunu müşahedede kulluk perdesinde var kılarken kendisini tavırlarda müşahede edilen olarak tinsel düzeyde halk eder.

İslam olmanın en büyük kazanımlarının biri de Hakk’ı bir çok esması ile müşahede edebilmektir. Esmanın çokluğu, O’nu daha iyi anlamamızı sağlar, İslam bu yönü ile kendinden önce gelen semavi dinlerden fazlası ile avantajlıdır.

Her ne kadar, sıfatlar, esma ve ayetler hakikat seyri olsalar da Hakk’ın zatının ahadiyetine kıyasen kula perdedirler. Bu babta “kulum şahsıma ermeden hileme aldanmasın” hadis-i kudsisini yad etmek gerekir. Ve iyi bilmek gerekir ki Hakk tavırlarında, tavırlarında bulunduğu gibidir. Zaten hakikat seyri denilen de esma ve ayet tavırları seyrinden ibaretir.

Her insan esma-i hassının temsilcisi olarak esmalarda seyir eder. Ve bu seyrinde yaşadığı esmalar ile bilerek veya bilmeyerek yaşamda esma zikrindedir. Bu yaşamda ayet zikri içinde geçerli bir prensiptir. Şöyleki firavun yaşamında mal, servet ve tebası ile kendine varlık verirken eşya üzerinden Malikül Mülk esmasının yaşamında zikrini yapıyordu. Ve bu zikir üzeri Mudill ve Muzill esmaları üzeri yaşarken yaşamında bu esmaların zikrinde de bulunmuştur. Hz Musa ise Kahhar, Kahir esmalarının tecellisinde Malikül Mülk esmasının gösterdiği tasarruf kuvvetinde bu esmaları yaşamında zikr edendi. Bu bitki hayvan ve Kuran vb ayetleri üzeri yaşarken yaşamda ayet zikrinde bulunmaklada alakadardır. Ayrıca gören, duyan, bilen ,diri olan isteyen vb sıfatlarımız ile bu sıfatlar üzeri yaşarken her an Hakk’ı sıfat zikrinde de tavırlarında yaşarız. Her şey var olduğu seyirde Hakk’ın sıfat, esma ve ayet tecellisinin yaşamında dışlaşmasıyle esma,sıfat ve ayet zikrinde bulunur. Hakk’ın varlığını işaret eden bir delil olarak ayet hükmünde zikirde seyreder. Zaten her ne yaşıyorsak bu âlemde Hakk’ın ulvi tavırlarını ve yarattığı var oluş meretebelerinin zikrinden başka bir şey değildir. Yani her ne varsa varlıkta zikir düzeyinde bu âlemde mevcudiyet bulur.

Sözlük

İlm-i Ledûn

Allah’ın esrar-ı gaybisinde her şeyin ilmini bilen alim olarak, bilgisini istediği kadar ve istediği biçimde nurani tecelli ile kulunun kalbinde vuku ettirmesi ...

İlm-i Ledûn nedir?
Sözlük

İrade-i Külliye

Hakk’ın nefsinde irade ettiği ve halk edişi ile mevcuda getirdiği, her an iradesinin ereğinde bulunduğu, bütün mevcudatın varoluşuna sebep, her an mekanikte dev...

İrade-i Külliye nedir?
Sözlük

Daim Salât

Tasavvufta kul aşk, sekr, şirb, zevk, hayâ vb hellerde iken taharetinde abdest almaktadır. Kişi böylesi abdest alırken Hakk’ın verdiği ferasetteki sahv hâli ile...

Daim Salât nedir?
Sözlük

Yetmiş Üçler

Yetmiş ikiler oldukları da söylenir. Hakk’ı yer yüzünde devamlı zikir etmekle memur olan ve böylece insandan kaynaklanan negatif enerjiyi nötrleştiren velilerdi...

Yetmiş Üçler nedir?
Sözlük

Hayır

İyilik de diyebileceğimiz hayır, Hayır-ı Mutlak olan Hakk’ın ulvi sıfatları ile örtüştüren ihlâs temelli niyet ve amellerimizin tamamında beliren, Hakk’ın rahim...

Hayır nedir?
Sözlük

Razı

Hoşnut olmak ve hoşnutluğunda itâat etmek anlamını taşır. Tasavvufta razı olmak Hakk’tan razı olmak ve Hakk’ın kulundan azı olması için kullanılır. Kulun Hakk’ı...

Razı nedir?
Sözlük

Ölüm

Ölüm, olay ve olgulardaki ilişki sonucunda mevcud olanların (yaratılanların) başka bir mevcudiyete terfi etmelerinden ibarettir. Bu da kâinattaki mekaniğin devi...

Ölüm nedir?
Sözlük

Hâl

Hâl durum, vaziyet, görünüş, tavır, suret, keyfiyet vb anlamlara gelir. Bir şeyin sıfat ve fiilen bulunduğu içsel ve dışsal durumlarının tamamına hâl denir. Ha...

Hâl nedir?
Sözlük

Yalan

Hakk’ın varlığını inkâr etmek veya Hakk’a ortaklar, kızlar, çocuklar atfederek O’na iftira etmek veya O’nu gaybında ait buyurduğu olacakları inkâr etmek yalana ...

Yalan nedir?
Sözlük

Hikmet

“Oyun olsun diye yaratmadık” (Embiya, 16) ayeti tefsiren Hakk’ın her şeyi olay ve olgular düzeyinde nedenler üzeri halk ettiğine işaret eder. Bilinmenin nesnesi...

Hikmet nedir?