Peygamberler nedir, Peygamberler ne demek?

Peygamberler, bulundukları mertebenin melâikelerinin kendi üzerlerinde meleke oluşlarının ve bu meleke hâli üzeri insanın Hakk’a yükselişinin basamakları olarak her insanda örtük arketipleri, seyr-i sefer sonucu açılan sıfat, huy ve ahlak yaşantısının ilkeleridir. Bu düzeyde ilkelerin biçimlenişleri insanlığın peygamberler meşreblerini oluşturur.

Peygamberler sadece Hakk ve hakikatin habercileri değil melâikenin ilkeler üzeri tavırlarının insanda, ulvi sıfatlar olarak karakterize oluşu biçimlenişinin yaşam temsilcileridir.

Her insan, Cenab’ı Hakk’ın kendi nurundan var ettiği ruhu ile Hakk’a yakındır. Lakin her insan meşrebi olan peygamber veya peygamberlerin ilahiyatın biçimlendiği ahlakı üzeri Hakk’a yükselir ve istidadınca O’nu müşahede eder. Bu o peygamberin veya peygamberlerin bağlı olduğu melâikenin meleke tecellisinde Hakk’ı müşahede etmektir.

Peygamberlerin ana hatları ile öncelikli olarak bağlı olduğu ve yaşadığı sıfat ve esma tecellisinin meleke durumlarını anlatırsak; insanın uzuvlarında karakterize olan Hakk’ın subuti sıfatları doğrultusunda bu konuyu genişletiriz.

İlim sıfatı, fikretme melekesi, feraset ve tasarruf melekeleri Hz. İbrahim, Hz. Nuh ve Hz. Muhammed (sav) efendimizde kâmil olmuşlardır.

İlim sıfatının şahsına Alim denir. Hz. İbrahim ve Hz. Nuh âlemler üzerinden bilgi edinme cihetinin meleke tecellisinde Hakk’ın Alim esmasının tecellisindedirler. İkisi de eşya üzerinden hareketle hakikat bilgisi edinmeleri ile ilimin tafsilatındadırlar. Hz. Muhammed efendimiz ise Hakk üzerinden bilgi edinerek eşyaya bakan bakışımda Hakk nazarı ile baktığı için ilmin cem’i dedikleri tecellinin Alim esmasının tecellisidir.

İrade: Hz. Davud ve Hz. Süleyman nebinin ilahi sıfatları olup, ikisi de iradelerini arzda irade melekeleri doğrultusunda irade ettikleri biçimde bulmaları ile Mürid, Melik, Malik-ül Mülk, Adalet vb esmaların saltanat sultanlığında temsilcileridirler. Süleyman nebi ayrıca hadiselerdeki hikmetin kavrayıcısı olarak vicdan ve hüküm melekeleri ile tasarrufuyla beraber ferasette adl sıfatının da temsilcisidir.

Basar: Hz. Yusuf’un temsil ettiği sıfat olup, zeka melekesinde kavrayışta görme özelliğinin tecellisidir. Bu doğrultuda Hz. Yusuf Basir ve Râkıb esmalarının temsilcisidir. Olay ve olguları hakları üzeri değerlendirme feraseti de Hz. Yusufun sıfatlarındandır.

Semi: Hz. Süleyman ve Hz. Musa’nın sıfat tecellilerindendir. Bu iki peygamberden Hz. Süleyman Hakk ile mevcudatı duyma, Hz. Musa ise Hakk’ın kelamını Hakk ile duyma yönleri ile semi esmasının temsilcileridirler.

Kelam: her ne kadar Hakk’ın kelamına mazhar olması sebebi ile bu sıfat Hz. Musa’nın temsilcisi olduğu sıfat olsa da fenâ seyri ile bu sıfatın muhatabı Hz. Musa’dır. Bu sıfatın bekâ tecellisi ise Hz. İsa’dır. Hz. Musa kelamullahtır, Hz.İsa ise mâna melekesi ile kelimullahtır.

Kudret: Bu sıfatın şahıs esması Kâdîrdir. Kudret Hakk kelamının açılımıdır. Hz. İsa ruhullah olarak bu sıfatta, bu sıfatın cem’inde; Hz. Musa ise bu sıfatın âlemlerde tecellisinin tafsilat seyrindedir.

Tekvin: Hakk’ın halk edişe getirme sıfatı olan tekvin, Hz Adem’in sıfatıdır. Ademiyet ile beraber bütün insanlık mevcud oluşuyla bu sıfat üzeri Hakk’ın ilahi nefes tecellisi ile varoluş mertebe makamlarını seyr-ü sefer eder. Hz. Adem’de Hakk’ın esmalarını halk ederek talim ettirişi ve ademiyetin kendisini tanıması için yer yüzünde esmalar ile kendisine doğru yükselişi Hz Adem (as) halkiyeti ile zuhur eder.

Bütün sıfatlar içkinliğinde belirtelim ki Hakk Teâlâ, Adem’in algı hissiyatında bütün âlemleri görünür olarak halk etmiş olur. Bu sebepten dolayı Hz Adem Halık, esmasının fenâ seyrinde Halık esmasının temsilcisidir.

Hayat: Diri olan Hakk’ın Rabb-ül Âlemin sıfatıdır. Bu sıfat ile HakkTeâlâ diğer sıfatlarında seyir eder, sıfat ve esmalar tavrında bulunarak sıfat ve esmalarını halk eder. Ademiyet, diğer subuti sıfatlar dahilinde bu sıfatın tecellisi olan Hayy (diri) esmasının “Ruhumdan üflediğimde” (Sad, 72) ayeti tecellisinin temsilcisidir. “Habibim, evliyanın ahvali Ben’dendir” hadis-i kudsisi de işaret eder ki bu esmanın temsilcileri Hakk’ın büyük velileridir. Bu sıfat, Rabbler Rabb’i olan Hz. Hakk Teâlâ’nın sıfatı olup, Hz. Allah bu sıfat üzeri Rabb-ül Âlemin olarak Rabbler Rabb’idir. Bu sıfatın şahsı işaret eden hayy esması ism-i azamdandır.

Peygamberler ne demek? Paylaşın:
Sözlük

Feyz (Füyûz)

Feyz bereket, bolluk, kerem, ikram, ihsan anlamına gelir. Sufile için feyz, Hakk’ın ihsan ettiği ilim, irfan bereketidir. Kul Hakk’ın nurani tecellisi ile anca...

Feyz (Füyûz) nedir?
Sözlük

Nasihat

Nasihat, tavsiye ve ihtar anlamına gelen kelama denir. Dinde ise Hakk’ın buyruğu üzeri, Hakk’ın buyurduğunu hayra yönelten, şerrden men eden olarak nefislerine...

Nasihat nedir?
Sözlük

Rü’yet

Rü’yet, görmek ve bakmak anlamına gelir. Bu anlamla beraber rü’yet mevcuda gelen her duruma akli ve kalbi düzeyde şahid olmaktır. Görünen rü’yettir, sureten gö...

Rü’yet nedir?
Sözlük

Nefes

Kabz ve bast tecellilerinde, kulun Hakk ile varlık bulmasına sebep her türlü tecelliye nefes denir. Nefes iki hâl üzeri gerçekleşir. Bunlar; Hakk bir taraftan ...

Nefes nedir?
Sözlük

Mümkin-i Vücud

Mevcudiyeti ile sınırlı ve varlığı ile kalıcı olmayan, kaderde var oluşu ile mümkin olan varoluşlara surette vücud sıfatlarını işareten mümkin-i vücud denilmişt...

Mümkin-i Vücud nedir?
Sözlük

Muhâdara (Muhâzara)

Kulun hem şeytanlık ahlakından yana kalbinde sükûna erişi hem de özellikle zikir ibadeti ve diğer ibadetlerin sonucu kalbin huzur buluşu durumudur. ...

Muhâdara (Muhâzara) nedir?
Sözlük

Alem-i Kebir

Bütün mahlukatın kendi ahlakında karakterize olması, Hakk şahsının nuruyla ve nurdan halk ettiği ruh üzerinden tecelli etmesi, Hakk’ın ilahi sıfatlar ile tecell...

Alem-i Kebir nedir?
Sözlük

Doğuşat

Kulun kalbinde nurların tecellisi sebebi ile kulun kendi dili üzeri dışlaşan bilgilenim durumudur....

Doğuşat nedir?
Sözlük

Mizaç

Mizaç huy, tabiyat anlamına gelir. Hakiki mânası ise meşreblerin karakterize olmuş form ve ahlak biçimine mizaç denir. Mizaç gereği her şey bağlı olduğu sıfatl...

Mizaç nedir?
Sözlük

Kur’anın Mahluk veya Hâlik Oluşuna Dair

İslam düşünce tarihinde evvela siyasi düzeyde daha sonra ise zevki düzeyde Kur’an’ı kerîm’in hâlik ya da mahluk olması üzerine bir çok görüş bildirilmiştir. Lak...

Kur’anın Mahluk veya Hâlik Oluşuna Dair nedir?