Nefs Mertebeleri nedir, Nefs Mertebeleri ne demek?

Kulun tarike girmeden önceki nefs durumu ile girdikten sonraki nefs durumlarını erenler meretebe olarak sınıflandırırlar.

1) Nefs-i emmare: emmare emreden, zorlayan ve cebr eden anlamına gelir. Bu bağlamda nefs-i emmare tarike girmemiş salikin nefsine hakim olamadığı, nefsinin kötü huylarını zorlayıcı bir irade hâli üzeri kendinde bulduğu ve bu doğrultuda nefsinin kötü huylarının boyunduruğu altında kaldığı nefs mertebesine denir. Kur’anda “nefsim bana böylesini hoş gösterdi” (Taha, 96), “nefsinin ona neler fısıldadığını da biliriz” (Kaf, 16) ayetleri ile işaret edilen nefs ve nefs mertebememizdeki nefsimiz de budur.

Bu mertebede nefsini ilah edinen insan, nefsinin ilahlığında asliyetinden uzak, ademiyetini görmeyen kendi varlığına köledir.

2) Nefs-i Levvame: levvam levm eden, zemmedenden kinaye çekiştiren, paylamak, kınamak vb anlamlara gelir. Nefs-i levvame günah ve masivada kulun, hatalarının vicdan ile farkındalığına gelerek kendini kınayan nefs mertebesine nefs-i levvame denir.

Nefs-i lavvame pişmanlıkla tövbeye varan nefsin mertebesidir. Bu mertebe için Cenab’ı Hakk Kur’anda “Kendine levm eden nefse andolsun ki” (Kıyam, 2) demektedir. Bu nefs hâli üzerine yemin eden Hakk, nefsin bu hâlinin kıymetine işaret eder. Bu sebepten, herkes kendi nefsinin muhasebesini yaparak, nefsine öz eleştiri ile hadini göstererek, hak ve doğrulukta karar kılarak hakikat üzeri olmalıdır.

3) Nefs-i Mülhime: mülhem kalbe doğmuş, Allah’ın ilhamı ile kalbe bildirdiği mâna anlamında kullanılır. Nefs-i mülhime, kendini levm ederek, nefsinin günah ve masiva hâllerine muhalefet eden, mahv ve isbat hâllerinde iken kalbine Hakk nurlarının tecellisi ile hak ve hakikat bilgisi gelen nefs hâlinin mertebe düzeyidir.

Bu mertebede nefs, haklar ile alakadar ilhamlar ile doğru olan amellerde bulunmanın huzurunu bulur. Ayrıca hakikat ile alakadar olan ilhamlar ile de gerçekleri bilmenin zevkini kendinde bulur.

Bu mertebede nefs, hayırda bulunmanın sonucunda bulduğu huzur ve zevk ile kendinde yaşam sevinci bulmasıyla Kalbinde muhabbet halkedeceğim” ayetinin nimet tecellisinde seyir etmiş olur. Feraset ve tasarruf hâllerinin mümin kulda başlangıç mertebesi de bu nefs mertebesidir.

4) Nefs-i Mutmaine: mutmain içi rahat, müsterih, şüphesi kalmamış ve emin anlamlarında kullanılan bir kavramdır.

Nefs-i mutmaine, mülhimede bulunan salikin gönlüne, hakikate ait bilgilerin doğması sonucu Hakk Teâlanın varlığından emin olması ve doğrulukta hareket etmesinin sonucu huzurda bulunmasının hâliyle, hak ve hakikat üzeri yaşaması ile vicdanında kalben rahat olduğu nefs mertebesine denir.

Hakk Teâla Kur’anda, nefs-i mülhimede yaşam sevinci bulan kuluna “mutmain olarak rabbine dön” emri ile kendine davet eder. Çünkü nefs, hakk’ın varlığından emin, yaşamında Hakk ile kalb rahatlığı bulmanın selametinde, Hakk için olan kulluğunun nedenselliğini nefs-i mutmainede bulacaktır. Nefs-i mutmaine, nefsin peşin sıra seyir edeceği nefs mertebelerinin de temelidir.

5) Nefs-i Raziye: raziye razı, hoşnut olma anlamına gelir.

Nefs-i raziye, Hakk’ın varlığından nefs-i mutmainede bulunarak emin olan nefsin, her an ilahi huzurda bulunuşunun hâli üzeri her şeyi Hakk’tan bilişi ile mevcudiyeti ve yaşamının kazasında yaşadıklarından, ayrıca muhabbetullahta bulunması üzeri Hakk’tan razı olması nefs mertebesine denir.

Kur’anda bu mertebe “onlar Allah’tan razıdır” ayeti ile işaret edilir.

6) Nefs-i Marziye: marziye rıza gösterilmiş, hoşnut olunmuş, memnun olunmuş anlamına gelir.

Nefs-i marziye Hakk Teâla’nın her hâlukârda kendisinden razı olan kulunun mevcudiyetinden memnun olarak ondan hoşnut olması nefs mertebesine denir. Bu mertebe “Allah onlardan razıdır” ayeti ile Hakk’ın işaret ettiği, kulun razı olunduğu nefs mertebesidir. Hususen belirtmek gerekir ki bu mertebede nefs, Hakk’ın razı olduğu, razı olunan kul mertebesindedir.

7) Nefs-i Safiye: safiye temiz, katışıksız, arı, riyasız olan anlamına gelir.

Nefs-i safiye, Hakk’tan mutmain olarak ihlasla ibadette bulunurken, yaşadığı dertlerde ihlası bozulmadan ve Hakk nurunun kalbinde tecellisi sebebiyle Hakk’ın mir’atı (aynası) olacak saflık seviyesine gelmiş nefs metebesine denir.

Bu nefs mertebesinde kul “Hadi gir cennetime” ayetinin tecellisinde, nefsinde Hakk’ın ulvi sıfat, esma ve ayet tecellilerini bekâ seyrinde yaşamında bulduğu gibi, feraset ve tasarruf melekeleri ile de cennet nimetlerini kendinde bulmanın seyrindedir.

Bu da kulun cennet mertebesini Hakk’ın muizz (izzet ve ikram eden) esma tecellisi ile kendinde buluşu seyridir. Hususen belirtmek gerekir ki cennet ehli olmayanların yaşadıkları mudill (yoldan çıkarıcı) ve muzill (zelil kılan, zillete düşüren) esması tecellilerine bağlıdır.

8) Nefs-i Kemâliye: Kemâl olgunluk, erginlik anlamlarına gelir.

Nefs-i kemâliye, cennet nimetleri ile nasiplenen nefs, Hakk’tan yana mutmain olsa da ulvi tecellilere kendini layık görmez bir hâl seyrine tutulur. Bu hâlde bulunan, kul olan nefs, ulvi tecellileri Hakk’ın lütfu ihsanı olduğunu görür ve kendisine varlık vermeden bu hâlden memnun olarak varlığında mutmain olur ise nefs-i kemâliye mertebesine varır.

Bu mertebede nefs, kendine varlık vermeden kendisi üzerinde, kendisine varlık veren Hakk’ı ulvi tavırlarında yaşar.

Bu mertebe arif-i billahların nefs mertebesidir. Hakk’ın, kendisine kul üzerinden asli tavırlarıyla varlık verişi seyrinde bulunma mertebesidir.

9) Nefs-i Envare: Envare, nurlardan, aydınlıklardan kinaye nur ile hikmet bilgisinde aydınlatanlar anlamında kullanılır. Haklar ve hakikat bilgisinde bilmezliğin karanlığından kurtulmuş, feraset ve tasarrufta seyir eden irşada memur ve örnek alınacak nefs mertebesine nefs-i envare denir.

Hususen bu nefs mertebesine nurlanmış, aydınlanmış nefs mertebesi de diyenler olmuştur.

Nefs Mertebeleri ne demek? Paylaşın:
Bu web sitesi İstanbul Tevhid Okulu tarafından kurulmuştur.
Sözlük

Gavs-ül Azam

Gavs-ül Azam en büyük galip, yetiştirici, himmet edici anlamına gelir. Bu velinin görevi, mâna akışı ile bütün dünya işlerinin kader ve kaza çizgisi doğrultusun...

Gavs-ül Azam nedir?
Sözlük

Muvahhid

Muvahhid, Hakk’ın tekliğine ve birliğine iman ederek Hakk’ı hakkıyla bilen, istidadınca Hakk’ı esma-i hassı doğrultusunda fıtratı üzeri fiillerinde ahlakınca te...

Muvahhid nedir?
Sözlük

Derviş

Terk-i dünya, terk-i ukba ile her türlü menfaat düzeyinde beklentiden uzak yalnız Hakk için hizmet eden zahid kişiye derviş denir. Dervişlik mücadele ve mücahed...

Derviş nedir?
Sözlük

Ciraç

Seyr-ü seferde salikin ahiretini yaşadığı miraç sonucunda sebep ve vesileler dairesi olan eşyanın tabiatı üzeri neden ve sonuç ilişkilerinde Hakk’ı sıfat, esma ...

Ciraç nedir?
Sözlük

Fütûhat

Fütûhat fetihler anlamına gelir. Ehlince ise fütûhat, Hakk’ın mertebe ve makamlarında, Hakk’ın yardımıyla mana deryasında fetihlerde bulunmak, muhabbette Hakk ...

Fütûhat nedir?
Sözlük

Meczub

Sufi dilinde meczup, yalnız yaşayan, dünyadan gaib Hakk’ın veli kullarına denir. Bu anlamda her mecnun meczup değildir. Mecnunlar ve meczublar, iman-ı gaybide ...

Meczub nedir?
Sözlük

Dört Kapı Kırk Makam

Erenlerin dört kapıdan kasıtları şeriat, tarikat, hakikat ve marifet mertebeleridir. Kırk makamdan kasıtları ise bu dört mertebede edinilecek olan ahlaki hâl ma...

Dört Kapı Kırk Makam nedir?
Sözlük

Müceddid

Müceddid yenileyen, yenileyici anlamına gelir. Her yüz senede bir gelen mücahidlere de müceddid denilse de müceddidler, Hakk’ın takdiri ile her dört yüz senede...

Müceddid nedir?
Sözlük

Esma-i Hass

İnsanın üzerindeki melâike açılımında (ki bu ruh meleği veya Hakk’ın nurani tecellisidir) oluşan nurdaki kuvvet akışının salınımında melâikenin (enerji veya kuv...

Esma-i Hass nedir?
Sözlük

Riyâzat

Bedende Hakk nurunun tecellisi, nefsin Allah’ın ahlakı ile ahlaklanması, aklın daha rahat tefekkür edebilmesi, nefsin riyada kırılarak Hakk’a rücu etmesi için b...

Riyâzat nedir?