Dehr nedir?

Dehr zaman, devir, çağ anlamlarına gelir.

Ehli için dehr, insan ile vakit farkındalığı oluştuğundan dolayı insanın zaman varlığı olduğu anlamında kullanılır. Bu sebepten dolayı dehr insandır. İnsan ise vaktin koşulları doğrultusunda vakit (zaman) ile biçimlenen yaşantısı ise suret-i dehrdir. Çünkü nefsi ile irade ve akli temelli kalbi ile de ilimden ibaret olan insan irade ve ilmin kendindeki biçimlenişini ve açılımını kendinde bulur. Bunun içindir ki suret-i dehrdir. Dehr ile vakit arasındaki fark, vakitin irade doğrultusunda belirlenen içinde bulunulan zaman süreci anlamını; dehrin ise daha kapsamlı olarak devir anlamı itibarıyla kapsayıcı zaman anlamını taşımasıdır. Vakir dehrin hareket süreçlerinde yaşanmasıdır. Dehr ise vakitin genel olarak bağlı olduğu külli hareketin zaman olarak anlamlandırılmasıdır. Bu bağlamda her vakitte bulumuşumuz dehre iyedir.

Dehr, olay ve olguların sebep ve sonuç ilişkileri üzerinden fiilde beliren vakit sürekliliğine (anın zamlanması nüktesi olarak zaman) denir. Bu bağlamda Hakk için dehr, kudreti ile vakit sürekliliğinde devr-i daimde tavırlarda bulunması sebebi ile Hakk’ın tavırları olan olay ve olguların sebep ve sonuç ilişkileri üzerinden kader-i mutlak ve kader-i muğlakta takdirde bulunduğu sıfat durumudur. Yani Hakk için dehr, külli hareketlilikte vaktin sürekliliğinde tavırlarda bulunduğu sıfat durumudur. Zaten olgu düzeyinde harekette mevcudiyet bulan dehr, hareketin bir varlığın fiili üzeri meydana gelmesinden dolayı mevcudiyetini kendinde bulmayan yokluk hükmündeki bir olgu olmaktan ibarettir. Hareketin kendi varlığı yoktur, bir varlığın hareketi vardır. Bu sebepten dolayı varlığı yokluktan ibaret olan dehr, bir varlığın fiilde külli hareketlilikte tavırlarının sürekliliğinde mevcudiyet bulan bir olgu olarak aslında Hakk’ın varlık olarak fiilde tavırlarında vakit sürekliliğinde kudretinde külli hareketlilikte aşkın varlık olarak belirişinin sıfat durumudur. Yani vakitin devr-i daim üzeri sürekliliği külli hareketin dehr oluşunda bizlere devamlı varlık tavırlarında bulunan Hakk Teâla’yı işaret eder. Bu bağlamda dehr, külli hareketlilik olarak zaman bağlamında Hakk’ın sıfat tavrıdır.

Anlatılanlar doğrultusunda belirtmek gerekir ki vakit olgusu üzeri mekansallıkta beliren her türlü olay ve olgu üzerinden insanların beklentilerini bulamaması ve iradesi ile örtüşmeyen hadiseler sebebiyle dehre küfürde bulunmasından dolayı Hakk Teâla insanlığa “ademoğlu dehre küfür etmekle beni ezalandırır, halbuki dehr Benim, her emir Benim elimdendir, geceyi gündüzü Ben idare ederim” hadisi kudsisinde sıfat tavrı olan dehre sövülmemesi gerektiğini buyurur.

Hz. Resul ise bir hadisinde “dehre sövmeyin çünkü Allah dehrdir” buyurur. Çünkü dehre küfür etmek, vücud olarak varlığı olmayan bir olguya küfür etmek olduğundan dolayı dehr sıfatında kudreti ile külli hareketlilikte tavırlarda bulunan Hakk’a küfür etme durumunda bulunulmuş olunur. İnsanoğlu dehre küfürde iken külli hareketlilikte, vakit sürekliliğinde takdirde bulunan Hakk’a dolaylı yoldan küfür etmiş olur. Bu sebepten dolayı mevcudiyeti kendinden olmayan dehre küfür zımnen Hakk’a küfür olduğundan dolayı Hakk’tan razı olarak dehre küfür etmeyerek, Hakk’ın uluhiyetine karşı edepli olmak gerekir. Dehre küfürle Hakk’a eza etmek, uluhiyetle tersleşmek ve tevhid üzeri Hakk’ı müşahede edememek, sıfatlarda sebepler dairesinde takılmak olarak masivaya düşmek sebebiyle Hakk’ı hakkıyla bilemeyişimiz ve müşahede edemeyişimizin azamete dokunulmuş olması anlamını taşır. Ayrıca dehre varlık vererek uluhiyet ile tersleşmek ise rahmate muhalefet olarak insanı gaflet ve delalete sürükler. Herşeyin sebebini dehrden bilmek de tevhide aykırı olarak Hakk’a dehri şirk koşmak olduğundan dolayı Hakk’a küfürdür. Yani Hakk’ın varlığına insanın örtünüşüdür. Bu da gaflet ve delalette bulunmaktır.

Sözlük

Nefs-i Natıka

Nefs-i natıka, gönül olan insanın irade üzeri vechelenmesinin tavır hâllerinden dolayı kendisine verilen kavramsal bir sıfattır. İnsan bağlı olduğu meşreblerin...

Nefs-i Natıka nedir?
Sözlük

A’yân-ı Sabite

Ayân aşikar, beli, görülebilen anlamlarına gelir. Ayan-ı sabite ise görünür olan mahlukatın varoluşunun asli nedeni olan, ulvi âlemdeki sabit (duran değişmez o...

A’yân-ı Sabite nedir?
Sözlük

Terbiye

Kulun beden, duygu, düşünce ve nefsani hâllerinin tamamında Hakk’ın muradı üzeri fıtratıyla uyumlu, ahlakta hakkınca yaşama tavırlarında bulunmasıdır. Bu da tak...

Terbiye nedir?
Sözlük

Hamd

Hamd övme anlamına gelir. Kulun Hakk’a imanı sonucu, Hakk’ı hakikatiyle bilişi ve hakikati ile bildiği Hakk’ı hakkıyla kadir kıymette yâd edişine hamd denir. ...

Hamd nedir?
Sözlük

Sa’y

Sa’y çalışma, çabalama, iş üzerinde bulunma anlamına gelir. Kişinin maksadı dahilinde, maksadına ermek için elinden geleni yapması sa’y yani çalışmak denilmesi...

Sa’y nedir?
Sözlük

Hâl-i İstiğrak

Cezbe hâli sonucunda hâl-i istiğrâk oluşur. Bu da Hakk’ın cezbe ile kulunu kendine çekişi ile kendi tecellisine gark edişinin sonucunda sükunette kulunun gözler...

Hâl-i İstiğrak nedir?
Sözlük

Esma-i Hass

İnsanın üzerindeki melâike açılımında (ki bu ruh meleği veya Hakk’ın nurani tecellisidir) oluşan nurdaki kuvvet akışının salınımında melâikenin (enerji veya kuv...

Esma-i Hass nedir?
Sözlük

Nefes

Kabz ve bast tecellilerinde, kulun Hakk ile varlık bulmasına sebep her türlü tecelliye nefes denir. Nefes iki hâl üzeri gerçekleşir. Bunlar; Hakk bir taraftan ...

Nefes nedir?
Sözlük

Anasır-ı Erbaa

Tezahürler düzeyinde küre-i arzdaki mümkinatı biçimlerdiren dört unsura (toprak, hava, su ve ateş) anasır-ı erbaa denir. Toprak: Pozitif tarafı ile sebat, sabı...

Anasır-ı Erbaa nedir?
Sözlük

Kutup

Kutup merkez, uçlar anlamına gelir. Velayette kutup, yüce mertebelerin kendisinde cem’ edildiği nurani tecelli sahibi, hâl ve irade sahibi, nur kapıları açık o...

Kutup nedir?