Dert nedir?

Musibetlerin saliğin kalbinde oluşturduğu keder, kaygı ve tasa hâllerinin sıkıntıda kabz olmuşluğunun hâli üzeri acı, çaresizlik ve acziyet hâllerine sebep olan musibetleri dert kılar.

Sireten yaşam koşulları ve musibetler karşısında dertli oluşu sufiyi tarikten alıkoyar. Çünkü kaygı ve tasa, recâ hâlinin zıdları olarak recâ hâlini kırarlar. Recâsız kişinin kaygı, tasa üzeri Hakk’tan razı olması beklenemez. Tarikte bir amaç ise Hakk’ın rızasını kazanmaktır.

Bu anlatım üzeri dertler için belirtiriz ki sufinin imtahanı dertleridir. Geçmişin salihleri gibi dertlerde denenen ve cennet karşılığında dert ateşlerine atılan sufi pek de kolay gidilecek bir yolda değildir.

Lakin sufinin, yolu kolaylaştıran feraset bakışı ile Hakk’ın, dertleri kendisine lütuf mahiyetinde, hikmet üzeri takdir etmesi anlayışına varışıyla dertler dert olmaktan çıkarlar.

Bir salik dertleri sebebi ile kederlenme hakkına sahiptir, lakin dertleri sebebi ile tasalanma ve kaygılanma hakkı yoktur.

Dertlerin salike veriliş nedeni şunlardır:

1) İmtahan edilmesi,

2) Günahlarının kefareti olması,

3) Masivadan kurtuluş,

4) Cennet denilen ilahi lütuf ve nimet seyrine erilmesi,

5) Hakk’a uruç edilmesi,

6) Hakkın rızasının kazanılması

7) Bedende Hakk’ın tecelli ettiği nur kapılarının açılması

8) Dua edilmesi,

9) Verilen nimetlere şükür edilmesi,

10) Hakk’tan başka dost olmadığının farkına varılması,

11) Dost olan Hakk’a yönelinmesi ve O’na rağbet edilmesi,

12) Hakk’a vuslatın sağlanılması,

13) Kulun acziyetini kavrayarak edebi gözetmesi,

14) Nefsin kulluğunun ikrarında bulunması,

15) Anlatılan sebeplerle beraber derdin dert değil, Hakk’ın muhabbetinin şevki ile kulunu zulmetten kurtarma merhameti ile tecellisi olduğunun öğrenilmesi,

16) Kendisi için seçtiği kulunu Hakk’ın kendi ile şehid kılması için rahmet olduğunun anlaşılması,

17) Kulun rahmet olan dertlerinde şükretmesi,

18) Kulun Hakk’a hüzün ve aşkta gözyaşları ile muhabbetinin artması,

19) Kulun dertler sebebi ile günah işlemeye fırsat bulamaması ile takvasına sebep olması,

Anlatılan sebeplerden dolayı sufi, derdi dert olarak görmez. Sufi için musibet ve musibet sonucu dert, günaların ve masivanın musibet oluşu, bu musibet sebebiyle Hakk’tan ayrı ve O’na yetişememesinden dolayı keder, tasa ve kaygılanmalarının acziyetinde bulunuşunun dert oluşudur. Bundan dolayı sufi, manevi dertlerine dünyevi dertlerini çare olarak görür.

“Kulum benden yana bir derde tutulursa bilsin ki Ben onun yanındayım.” Hadis-i kudsisinde belirtilen derdin manevi dert, kulun yanında Hakk’ın hazır bulunuşu ise dünyevi dert iledir.

Dünyevi dert tasalanma, kaygılanma, sitem ve küfre varmalara sebep olması ile kişiyi yoldan çıkarır. Kişinin manevi derdi sebebi ile dünyevi derdi, manevi derdinin dermanı olması mahiyetinde hidayetine sebeptir.

Zaten her şeyi Hakk’tan bildikten sonra Hakk’tan ikram edilen derdi iman ve edeple kabul etmemek edepsizliktendir.

Dünya derdi bulursa eğer bir kişiyi iman, edep ve hayır üzeri sabır ile gayret kişinin Hakk’a varımı olan kurtuluşuna sebeptir. Bu doğrultuda horlanmalar, hakir görülmeler gibi melamet hâlleri de derde sebep dünyevi dertlerdendir.

Dert yolu, tevekkül ve tevekkülün sonucunda kavuşulan himmet yoludur. Dertler ayrıca feyz-i mukaddesten bereketlenmemize sebeptir.

Yardım etme anlamını taşıyan himmet, Hakk’ın salike kendisine yönelme ve vuslat melekelerini vermesi, manevi dertlerinden dünyevi dertler ile kurtarması lütuflarında bulunarak huzuru ihsan edişidir de denilebilinir.

Sözlük

Din

İlkelerin, emir ve yasaklarla nasihatler düzeyinde niyet ve amellerde biçimlenmesinin yaşam yoluna din denir. Her din ilkesine bağlı olarak ritüellerde semboliz...

Din nedir?
Sözlük

Mükâşefe

Kul muhâdarada bulunuşu sonucunda iradi olarak tefekkürde bulunur ise, “kulum düşündüğünde mânasını veren Ben olurum” hadis-i kutsisinin hükmü gereği ilhamatlar...

Mükâşefe nedir?
Sözlük

Ahd-ü Vefa

Dervişin tövbe ahdinden sonra Hakk’a olan muhabbetinde sebat ile devam etmesine ahd-ü vefa denilebilinir. Lakin ahd-ü vefa, cennete Cenab’ı Hakk’ın ruhlara “B...

Ahd-ü Vefa nedir?
Sözlük

Sultan

Sultan, güç ve hakimiyet sahibi imama denir. Tasarruf ve feraset kuvvetine sahip velilere sultan denir....

Sultan nedir?
Sözlük

Ferid-ün Efrad

Ferid benzeri olmayan, yekta, tek anlamlarına gelse de ferid Hakk şahsının yekliği ve benzersizliğinden kinaye ahadiyet içkinliğinde Hakk şahsı için kullanılır....

Ferid-ün Efrad nedir?
Sözlük

Bûd

Uzaklaşma anlamına gelen bûd, kulun evvela nefsine muhalefeti bırakması, süreçte ibadetleri bırakması ve sonuçta da Hakk’ın tecelli hikmetine Hakk’a muhalefet e...

Bûd nedir?
Sözlük

Esmâ

Esmâ isimler, adlar anlamına gelir. Kur’anda “ister Allah ister Rahman diye çağırın, en güzel isimler O’nundur” (İsra, 110) ayetinde belirtilen isimler ve “en ...

Esmâ nedir?
Sözlük

Sübhan

Sübhan, sübuhdan kinaye noksansız sıfatları ile tesbih edilen demektir. Erenler bu kavramı Hakk’ın varlığının kudsiyeti ile tenzihte bulunarak, O’nu noksansızl...

Sübhan nedir?
Sözlük

Huşû

Korkudan oluşan çekinme ile edepte, muhabbetten kaynaklanan rağbetin sonucunda sakinede Hakk’ın huzurunda O’nu gözlemenin hâline huşû denir. Huşû edebin bir cüz...

Huşû nedir?
Sözlük

İrade-i Cüz’iye

Mevcudatın kendi varoluşu sınırlarında gerçekleşen istenç meleke durumuna irade-i cüz’iye denir. Cüz’i irade, Hakk’ın külli iradesine iye, irade-i külliyenin da...

İrade-i Cüz’iye nedir?