İhsan nedir?

Hz. Resul, Ahadiyet sırrı gereği Cenab’ı Hakk’ın zatının bilinemeyeceğinden değil âlemlerde afakî, insanda enfüsi olarak görülmeyeceğinden sebebiyet olsa gerek ki “ihsan Hakk’ı görür gibi ibadet etmektir” buyurmaktadır. İhsana eren bir abid için abiddir denilebilinir. Çünkü abid kişidir ki ibadetini ihsan üzeri yapmaktadır.

İhsana eren sireten ihlâs üzeri imanda yani samimiyet üzerine Hakk’ın varlığını kabulde, kıblesi Hakk olarak niyette O’na yönelmiştir. Bu yönelmede tefekkürü itibarı ile O’nun huzurunda olduğunun bilinci ile kendisine dışsal bir varlık gibi hüsn-ü zann üzeri sireten veçhelenmesinin karşısındaymışçasına O’na ibadet eder. Böylesi ibadet sonucunda amelde de ihsana erilir.

İhsan iman, ihlâs, niyet ile Hakk’ın huzurunda O’na ibadet hâlinde bulunmaktır; elbette ki O’nu görürcesine.

İhsana ermesi ile abid olan kul fıtratı gereği bir taraftan Hakk’ı bilmenin tevhid seyrinde tefekkürde, bir taraftan da Hakk’ı ibadetleri doğrultusunda ahlakı üzeri yaşamasının ve O’nun iradesi doğrultusunda yaşaması sebebiyle tevhidin tevekkül seyrindedir.

Tevhid, tefekkürün sonucu olarak her şeyi Hakk görmek değil, Her şeyde Hakk’ı müşahede etmektir.

Tevhid tevekkülün sonucu olarak da her şey üzerinden Hakk’ı sıfat, esma ve ayetleri üzeri yaşamaktır.

Âlemler bize Hakk’ı göstermezler, sadece Hakk’ın yaratıcı olarak var olduğunun işaretçisi ve delili olan ayetler olarak görünürler. Bu da âlemlerin Hakk olduğu anlamını değil, Hakk’ın varlığını âlemler üzerinden bileceğimiz anlamını taşır.

Âlemler üzerinden Hakk’ın var olduğunu akıl yolu ile sadece biliriz. Âlemler üzerinde Hakk’ı müşahede etmemiz sadece iman iledir. Bu da imanın, Hakk’ın varlığını müşahede ederek bilmek için zorunlu olduğunu gösterir.

İman ihsanına eren kul evvela iman-ı gaybi düzeyinde Hakk’ın varlığından emin olmanın ibadet durumunda Hakk’a yakindir.

Sözlük

A’yân-ı Sabite

Ayân aşikar, beli, görülebilen anlamlarına gelir. Ayan-ı sabite ise görünür olan mahlukatın varoluşunun asli nedeni olan, ulvi âlemdeki sabit (duran değişmez o...

A’yân-ı Sabite nedir?
Sözlük

Bürhan

Bürhan kanıt, hüccet, delil anlamlarına gelir. Hakk’ı batıldan, gerçek olanı gerçek olmayandan ayıran akli delile bürhan denir. Bürhan akli olarak kalbi mutmain...

Bürhan nedir?
Sözlük

Dua

Hakk’ın iradesi sonucunda, kulun Hakk’tan, aciz olduğu bir meselede yardımını ve ihtiyaçlı olduğu şeyi kâlde murad etmesi durumuna dua denir. Dua, kulunun Hakk...

Dua nedir?
Sözlük

Mücerredlik

Halis, saf ve katışıksız olmaktan kinaye tek başına, soyutlanarak yalnız olmaya mücerredlik denir. Bazı sufiler mücerredliği Hakk’ın tekliği sebebi ile teklikte...

Mücerredlik nedir?
Sözlük

Zühd

Dünya işleri ve menfaatlerinden uzaklaşarak sufilerin nefsani arzu ve isteklerinden kurtulmaya çalışmaları ve kendilerini ibadete vermelerine zühd denir. Bu ba...

Zühd nedir?
Sözlük

Kürsi-i Âlâ

Algı düzeyinde yerleri, kuantum düzeyinde gökleri kucaklayan insanın Hakk’ın varlık mekânı olmasına sebep veren en temel Hakk kapısı olan beynimize kürsi-i âlâ ...

Kürsi-i Âlâ nedir?
Sözlük

Fetâ

Genç ve delikanlı anlamlarında da kullanılan fetâ, tasavvufta mücadeleci ve mücahedeci olan, Hakk için yarışarak, Hakk için nefsinin heva, zan ve kötü huylarını...

Fetâ nedir?
Sözlük

Mucize

Kerametin peygamberlerde, Hakk’a ve O’na iman etmeye davet için gösterildiği sünnetullaha aşkın maddeye tesir kuvveti ve her türlü telepatik hassasiyet durumudu...

Mucize nedir?
Sözlük

Felek

Her an devir eden gezici gök âlemlerine felek denir. Felekler, feyz-i mukaddesin açılımına sebep insanın feyz-i mukaddes düzeyindeki etkileşimlerinin berzah kay...

Felek nedir?
Sözlük

Nefsini Bilen Rabbini Bilir

Hz. Resulün “Nefsini bilen Rabbini bilir” hadis-i şerifinden kastedilen mâna için erenler iki fırka olurlar. Bir fırka, bu sözden murad, nefsin her zaman kötülü...

Nefsini Bilen Rabbini Bilir nedir?