Korku (Havf, Haşiyet, Heybet) nedir?

İnsanın mevcudiyetine zarar geleceği çekincesine korku denir. Refleks olarak korku hariç, bu korku tanımına girecek olan her türlü korku durumu (ölüm, fakirlik, evhamlanmak, cehenneme gitmek vb) sufilerin kalblerini meşgul edecek bir önem taşımaz.

Lakin müslimler için, Allah’ın inanmayanları cehennem ile korkutması haricinde inananlar olarak cehennemden korkmaları Allah’a ve gaybına imandır. Böylesi bir biçimde Allah’tan korkmaya sufiler havf derler.

Allah’ı varlık seyrinde müşahede etme imanına varmış alimlerin Allah’tan, O’nun uluhiyet sıfatlarının tecellisi sebebi ile korkmalarına haşiyet denmiştir.

Müminlerin, Allah’ı varlık seyrinde müşahede ederken O’nun azamet-i kibriyası karşısında nefsinden korkmaları korku durumuna heybet denilmiştir.

Havf hariç haşiyet ve heybet korku durumlarında müminin Allah’tan korkması mevcudiyetine bir zarar geleceğinin bir çekincesi üzeri değil, Allah’ın uluhiyetinde müşahede edilmesinin hâli gerekliği olan muhabbetin sonucu oluşan bir durumdur.

Müminlerin Hakk’ı haşiyet ve heybet korkuları üzeri müşahede edişi uluhiyette Hakk’ı müşahede etmenin ekmelliğini sağlar.

Müminlerin Hakk’ı hayret, hayranlık, sekr, cezbe vb muhabbetleri üzeri aşk-ı ilahide müşahede etmeleri, rububiyette Hakk’ı müşahede etmenin ekmeliyetini sağlar.

Hakk’a aşkı ve korkusu tam olanın seyr-ü seferi de ekmel olur.

Haşiyet ve heybeti anlamak adına bir örnek verirsek: Hz. Resulullah efendimizin ilk vahiy aldığı ve vahiy sonrası korkusu tecelli gereği haşiyettendir; Hz. Resulullah efendimizin mir’açta Hakk’ı müşahedesindeki korkusu zuhur gereği heybettendir.

Haşiyette kişi kendi üzerinde, heybette ise kişi korkusunun nesnesi üzerindedir. Heybette kişi Hakk’ın zuhûrundan, haşiyette ise tecellisinden korkar.

Korku, aşk, tövbe, dua, müşahede vb seyir durumları ile kulunda tecelli ederek, kuluna verdiği iman hâli üzerinden kendini kuluna dışsal bir varlıkmışcasına (kuluna dışkın olarak) müşahede ettiren Allah’tır. Bunlar ve bunlara benzer seyirler (feta, temkin, telvin, sabır vb) üzeri kulun kulluk perdesinde müşahede seyri tevhidi özgün bir biçimde içselleştirmenin yaşam seyridir.

Yukarıda anlatılan korku hâllerinin dışında, salikin ilahi aşk üzeri yaşadığı korkular da vardır. Bunlar, 1) Allah’a vasıl olamama korkusu, 2) Allah’a layık olamama korkusu ve 3) masivaya ve günaha düşerek şeytanlaşma korkusu.

Böylesi korkular, takvanın temelini oluştururlar. Takva, Allah’tan böylesi korku üzeri korkarak günah ve masivadan ibadetin hizmeti ile korunmaktır.

Böylesi korkularda salikler takva üzeri Allah’ın rahmetini reca ederek, Allah’tan korkarlar. Bu korkular, müminin geleceğine dair korkulardır. Böylesi korkuların sonucunda müminin korkusu, reca ile Allah’ın rahmetini ummasının takva hâli üzeri duasında da biçimlenir. Bu da Fatiha, Felak ve Nas surelerinde net bir şekilde görülür.

Fatiha suresinde kul kendi üzerinden Hakk’a duacı olarak yoldan çıkmışların yolu üzeri olmamayı murad eder. Felak ve Nas surelerinde ise kul, yoldan çıkmış şeytan ahlakında bulunanların, kendisini Hakk yolundan çıkarmak istemelerinin şerrinden, Allah’tan korkarak Allah’a recada bulunurlar.

“Kimden korkar isen rabbin odur.” Bu kelam üzeri anlamak gerekir ki korku bizi korktuğumuza yönelten bir meleke hâlidir. Bu sebepten dolayı Allah’tan korkarak, korkunun bizi Allah’a yönlendirmesi ile de Allah’a yol tutmak gerekir. Allah’tan korkumuz ile Allah ile yüzleşiriz. Bu yüzleşme müşahede yüzleşmesidir.

Bu babda “korku hikmetin başıdır.” (Hz. Ali) sözünü de hususen belirtmek gerekir.

Sözlük

Arif-i Billâh

Marifetullah bilgisine eren bir arifin, Hakk’ın şahsı ile ahadiyet seyrinde bulunuşunun neticesi olarak kulluk perdesinden soyunarak şahsında, Hakk’ın şahsını b...

Arif-i Billâh nedir?
Sözlük

Vakf

Karşılığını beklemeden yalnızca Hakk’a hizmet için servetini hayır yolunda bağış edilmesine denir....

Vakf nedir?
Sözlük

Vicdan

Kişinin fark melekesi ile iyiyi, kötüyü, doğruyu, yanlışı, hakkı, batılı ayırd ettirten ve bu ayırd etme farkındalığında iyide, doğruda, hak olanda karar kıldır...

Vicdan nedir?
Sözlük

Kutup

Kutup merkez, uçlar anlamına gelir. Velayette kutup, yüce mertebelerin kendisinde cem’ edildiği nurani tecelli sahibi, hâl ve irade sahibi, nur kapıları açık o...

Kutup nedir?
Sözlük

Haddini bilmek

Had hudud, sınır, çizgi, cürmün sınırı anlamlarında kullanılır. Erenler tarafından haddini bilmek ise, kulun ademiyeti gereği acziyetini bilip mevcudiyetinin ha...

Haddini bilmek nedir?
Sözlük

Hâl-i İstiğrak

Cezbe hâli sonucunda hâl-i istiğrâk oluşur. Bu da Hakk’ın cezbe ile kulunu kendine çekişi ile kendi tecellisine gark edişinin sonucunda sükunette kulunun gözler...

Hâl-i İstiğrak nedir?
Sözlük

Tertil

Tertil, muvafık ve yerli yerinde anlamlarından kinaye güzel, uygun ve latif konuşma anlamlarına gelir. Lakin düşüne, düşüne, yavaş, yavaş anlayarak okumak, beya...

Tertil nedir?
Sözlük

Tenzih

Başta iman-ı gaybi düzeyinde Hakk’ı âlemlere aşkın bilerek O’na noksan bir sıfat yakıştırmama hâline tenzih denir. Lakin hakikatte ise âlemlere aşkın olan Hakk’...

Tenzih nedir?
Sözlük

Sa’y

Sa’y çalışma, çabalama, iş üzerinde bulunma anlamına gelir. Kişinin maksadı dahilinde, maksadına ermek için elinden geleni yapması sa’y yani çalışmak denilmesi...

Sa’y nedir?
Sözlük

İrfan

İrfan, kulun kalbinde Hakk’ın nurani tecellisi sonucu bulduğu gerçeklik bilgisinde (hikmet bilgisi) bilmenin zevkinde olduğu hikmete vakıf olma kadim bilgisidir...

İrfan nedir?